9 Ağustos 2007 Perşembe

Küp Gömü

Bir tür ölü gömme geleneğidir. Soylu zenginlerden ziyade sadece halkın kullandığı bir sistemdir. Anadolu'da sık görülen bir ölü gömme geleneğidir. Ölü küp içerisine genelde "hoker" (bebeğin ana rahmindeki duruş şekli) tarzı konulur. Bazende ceset yakılarak külleri küp içerisine yerleştirilir. Halka ait olduğu için içerisine genelde ölü hediyesi konulmaz. Konulanlarda günlük yaşamda kullanılan basit malzemelerdir. Bu küplerde ya yerleşimin içine yada yerleşim yerine yakın yerlerde toprağa gömülür.

Sikke (para) kullanılmadan önceki ticari hayat

Sikke veya günümüzdeki deyimiyle para kullanılmadan önce farklı alışveriş yöntemleri denenmiştir. İnsanlara yerleşik hayata geçmeden önceki dönemlerde böylesi bir ticaret aracına ihtiyaç duymuyorlardı. Zaten küçük olan topluluklar kendilerine yetecek kadarki ihtiyaçlarını topraktan tarım yoluyla, hayvandan avcılıkla sağlıyordu. Süreklide yer değiştirdikleri için kendilerine yük etmemek için çok fazlaya malzemeyede ihtiyaç duymuyorlardı. Neolitik dönemde insanlar yerleşik hayata geçtikten sonra küçük veya büyük kentler oluşmaya
başlamıştı. Yerleşim yerleri büyüyüp geliştikçe ihtiyaçlar artıyor, yeni meslekler ortaya çıkmaya başlıyordu. Buda zorunlu bir iş bölümünü getirmişti. O dönemde en önemli kaygılardan biri güvenlikti. Herkes hep birlikte aynı işi yapamayacağı için farklı meslek dallarıda oluşunca insanların ihtiyaçlarıda artıp değişiklik göstermeye başladı. İlk önce ticaret gelişim gösterdi. Panayır alanları kuruldu. Buralardanda alışveriş yapmak için insanlar değiş-tokuş (barter) sistemini kullandı. Belli bir zaman sonra insanlar için bu sistem zorluklar çıkarmaya başladı. Çünkü insanlar bir arada yaşadıkça zamanın teknolojiside gelişim göstermeye başladı. Bu gelişimle beraber ortaya çıkan yeniliklerde farklı bir ihtiyaç ve lüks olmaya başladı. Bunu karşılamakta değiş-tokuş için zor oldu. Karşı tarafta var olan bir malzeme bir değirinin ihtiyacı iken almayı düşünen kişinin elindeki malzeme karşı tarafın ihtiyacı olamaya biliyordu. Buda insanları farklı yönlere sevketti. İlk önceleri "ingot" (külçe; ki bu bazen hayvan derisi şeklinde metalden yapılmışta olabiliyordu.) kullanılmaya başlandı. Bunun yanında da herkesin ortak ihtiyacı olan buğday o zamanın parası olarak değer kazanmıştı. Zamanla altın ve gümüş gibi değerli metaller keşfedilince, parçalandığı vakitte değer kaybetmediği için yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Bundan sonra her metale kıymeti kadar değer biçilerek ticaret yapmak biraz daha kolaylaştı, gelişti ve bununla beraber dışarı açılma kültürler arası alışveriş ve etkileşimde arttı. Değiş-tokuş sistemi her ne kadar beraberinde zorlukları getirmişsede günümüzde bile halen kullanılan bir sistemdir. Çok az olmakla beraber ulaşımı zor olan köy yerleşimlerine giden halk dilinde çerçi olarak bildiğimiz satıcılar bu sistemin çağdaş dönem uygulayıcılarıdırlar. örneğin halen bile köylerde bu tür insanlardan yün, yumurta, buğday, süt ve süt ürünleri karşılığı alışveriş yapılmaktadır.

8 Ağustos 2007 Çarşamba

Kaya Mezarları


Kaya mezarları Anadolu'da muhtemeldirki halkın soylu zümresi için yapılmış bir mezar türüdür. Bulunması ve ulaşılması kolay olduğu içinde hemen hemen hepsi açılmış veya soyulmuştur.Bu gün kaya mezarlarından bize kalan onları olduğu gibi koruyup geleceğe aktarmak.Kaya mezarları kayanın içine tek bir odalı veya birden fazla oda şeklinde oyularak yapılır. Odanın içerisine ölünün yatırıldığı bir seki yapılır, yanınada özel eşyaları konulur.Yer seçimi yapılırkende genelde yüksek kayalıklara ve cepheden bakıldığında dikkat çekmeyen bölgelere yapılır. Bu ölü gömme geleneği en sık Urartular'da görülmekle beraber Anadolu'nun diğer bölgelerinde de eski uygarlıklar tarafından kullanılmıştır.



5 Ağustos 2007 Pazar

Sofradaki Horoz

Bilindiği gibi zengin bir kültürel mirasa sahip olan Anadolu toprakları üzerinde yaşayan insanlarımızda aşırı bir define merakı vardır. Bu bazen tarihe zarar verirken bazende komik olaylar yaşanmasına sebep olmuştur. Defineciler arasında en yaygın olan arama metodu kendisini dini yönden bilgili tılsımları çözebilen ve büyü ile altın bulabileceğine inanan insanlardan yardım almaktır.
Zamanın birinde bir Anadolu köyünde tonlarca altın olduğu dilden dile dolaşarak efsaneleşmiştir. Bu öykülerin halk arasında fazlaca abartıldığını biliyoruz. Köy halkından bir kaç kişide adını duydukları bir hocadan telefon yoluyla yardım isterler. Hoca onlara geleceğini o yöreyi inceleyip onlara yardımcı olabileceğini söyler. Ama bir şartı vardır. Oraya geldiğinde üzerinde leke olmayan bembeyaz yaşını doldurmuş bir horoz ister. Bu horozu ayağına bağlayacağı bir muska ile sabah güneş doğmadan önce havanın aydınlanmaya başlayacağı saatte definenin olduğu söylenen araziye bırakılarak gezdirilecek ve horozun öttüğü yerde definenin olduğu yer tespitedilecektir. Hoca ayrıntısı ile anlatmamıştır ama tarif ettiği gibi bir horozun hazır olmasını ister. Daha sonra hoca kararlaştırdığı tarihte o köye gider. misafirperver anadolu halkı hocasını karşılar ve ilk önce ona uzun yoldan geldiği için aç olup olmadığı sorulur. Hocada elbette açım der. Ve ona sofra hazırlanır. Sofrada hoca için kesilip pişirilmiş horoz eti vardır. Yemek yenildikten sonra çay faslına geçilir. Çay içilirken gidilecek bölge ve hocanın istediği horozun hazır olup olmadığı hoca tarafından sorulur. Ev sahibi horozun hazır olduğunu gidip hanımından isteyip geleceğini söyleyerek odadan çıkar. Bir kaç dakika sonra ev sahibi asık bir surat içeri girer ve aynen şu cevabı verir "Hocam biz hanıma horozu ayırmasını söylemiştik ama tam olarak ne yapması gerektiğini söylemediğimiz için onlar o horozu senin için keserek sofraya koymuşlar. Yani anlayacağın hocam bir o horozu yedik."

4 Ağustos 2007 Cumartesi

Tümülüs

Tümülüs kelimesi latince bir kelime olup türkçe karşılığı yığma tepedir. Genelde zengin olan insanlar ve krallara ait mezar yapılarıdır. Anadolu'da başta Frigler olmak üzere bir çok medeniyet bu mezar sistemini kullanmıştı. Tümülüsün büyüklüğü gömülü kişinin statüsüne bağlı olarak değişebilir. Tümülüsler genelde zemine oturtulan bir odanın üstüne toprak yığılarak yükseltilir. Mezar odası merkezde olabileceği gibi farklı yerlere yerleştirilebir. Bunun sebebi içerisine konulan değerli eşyaları mezar hırsızlarından korumaktır. Çünkü günümüzde olduğu gibi geçmiştede tümülüsler sürekli soyulma tehlikesiyle karşı karşıyaydı.
Tümülüslerde Mimari Yapı:İlk önce zeminde genelde kare şeklinde kerpiç veya taştan bir mezar odası yapılır. Üzeri ahşapla örtülür. İçerisindede cesedin üzerine konulduğu bir seki yapılır, bazen masada konulabilirdi. Giriş için herhangi bir yön seçilmez. Bazen uzunlukları değişebilen koridorlarlada dışarı giriş bırakılabiliyordu. Mezar odası bittikten sonra üzerine çakıl taşları dökülür su sızdırmaması içinde çakılın üstüne kalın bir kil tabakası dökülür. Bu işlemlerden sonrada bildiğimiz toprak dökülerek istenildiği oranda yükseltilebiliyordu. Çok az görülmekle beraber bazen bunları koruması için farklı yönlere bekçi kulübesi içerisinede bekçinin cesedi ve yemek ve içki kapları konulabiliyordu. Bazı örneklerdede düz zemin yerine doğal kayalıklarda kullanılabiliyordu.
Tümülüslere Konulan Hediyeler: Mezar odasının içerisine cesedin yanına ölüm sonrası yaşama inanıldığı için yemek ve su kaplarının yanında gömülen kişiye ait özel eşyalarıda konulabiliyordu. Hatta bazen bu kişiye ait çok sevdiği ve hayatında özel bir yere sahip olan atıda konulabiliyordu. Bu kişinin savşçı özelliği varsa kendisine ait zırh, kalkan, kılıç gibi savaş malzemeleride konulabilir. Örneğin Frig kralı Midas'a ait tümülüste kendisine ait özel eşyalarının yanında atı, zırhı, ve kılıcıda konulmuştur.
Ülkemizde Sık Görüldüğü Yerler: Başta Friglerin başkenti Polatlı-Gordion'da olmak üzere İçanadolu bölgesi, Ege bölgesi ve çok sık olmamakla beraber Doğu Anadolu ile diğer bölgelerdede görülmektedir.